"Deneme Çözüyorum Ama Netlerim Artmıyor" - Çöpe Atılan Deneme Sınavları Gerçeği
Masanın üzerinde yeni çözülmüş bir deneme sınavı duruyor. Cevap anahtarı açılıyor; doğrulara koca bir tik, yanlışlara bir çarpı atılıyor. Netler hesaplanıyor... Eğer sonuç iyiyse seviniliyor, kötüyse moral bozuluyor ve "Bir dahakine daha iyi yaparım" denilip o kitapçık rafa kaldırılıyor. Ve o kitapçığın kapağı bir daha asla açılmıyor.
Velilerden en çok duyduğum isyan tam olarak şudur: "Hocam, bizim çocuk haftada üç tane deneme çözüyor ama netleri aylardır aynı, bir türlü artmıyor."
Bir matematik öğretmeni olarak size çok acı ama çok net bir gerçek söyleyeyim: Çözüldükten sonra kapağı kapatılıp rafa kaldırılan her deneme sınavı, çöpe atılmış bir kağıt yığınından ibarettir. Peki neden? Neden onca saat harcanan denemeler netleri artırmıyor? Gelin işin mutfağına inelim:
1. Deneme Çözmek "Ders Çalışmak" Değildir
Öğrencilerin en büyük yanılgısı budur. İki buçuk saat masada oturup deneme çözdüklerinde çok ağır bir ders çalıştıklarını sanırlar. Oysa deneme çözmek ders çalışmak değil; durum tespiti yapmaktır, röntgen çektirmektir.
Doktora gidip kan tahlili veya röntgen yaptırdığınızda iyileşir misiniz? Hayır. Tahlil size sadece nerenizin hasta olduğunu söyler. İyileşmek için o tahlil sonucuna bakıp doğru ilacı içmeniz gerekir. İşte deneme sınavı sizin tahlilinizdir; eğer sınavdan sonra çıkan "yanlışlarınıza" dönüp o ilacı içmezseniz, netleriniz asla ama asla artmaz.
2. Gerçek Çalışma Sınav Bittiğinde Başlar: "Deneme Analizi"
Netleri 60'tan 80'e, 80'den 90'a taşıyan şey çözdüğünüz deneme sayısı değil, yaptığınız "Deneme Analizinin" kalitesidir. Sınav bittikten sonra doğruları sayıp bırakmak kendinizi kandırmaktır.
- Ne Yapmalıyız? Sınav biter bitmez (veya ertesi gün) o denemeyi tekrar önünüze alacaksınız. Sadece yanlışlarınıza ve boşlarınıza odaklanıp her birine şu teşhisi koyacaksınız:
- Bu soruyu konuyu bilmediğim için mi boş bıraktım? (Demek ki o konuya geri dönülecek.)
- İşlem hatası mı yapmışım? (Demek ki işlemler daha düzenli yazılacak.)
- Soruyu mu yanlış okumuşum? (Demek ki odaklanma ve pratik eksiği var.)
- Süre mi yetmedi? (Demek ki turlama tekniği çalışılacak.)
3. Yüzleşmekten Korkmayın: Yanlışlar Sizin Altın Madeninizdir
Öğrenciler genellikle yanlış yaptıkları sorulara tekrar bakmaktan nefret ederler. Çünkü o çarpı işaretleri egolarını zedeler, onlara "başarısızlıklarını" hatırlatır. Onun yerine, zaten bildikleri kolay konulardan test çözüp o tik işaretlerini görerek kendilerini rahatlatmayı seçerler.
Ancak acı gerçek şudur: Sizi geliştirecek olan şey o tikler değil, o çarpılardır. Yanlış yaptığınız her soru, sınavda karşınıza çıkma ihtimali olan ve sizin "Şu an bunu bilmiyorsun, öğren!" diye uyarıldığınız paha biçilemez bir fırsattır.
Çözüm: "Hata Defteri" Tutun
Öğrencilerime uygulattığım en katı kurallardan biri hata defteri tutmaktır. Denemede yanlış yapılan veya boş bırakılan her matematik sorusu o kitapçıklardan kesilecek, bir deftere yapıştırılacak ve hocaya sorulup doğru çözümü oraya yazılacak. O defter, sizin kişisel zayıflık haritanızdır ve sınava 1 ay kala piyasadaki en değerli soru bankasından bile daha kıymetlidir.
LGS maratonunda veya lise sınavlarında çocuğunuzun çok çalışmasına rağmen netlerinin artmadığını görüyorsanız, sorun çalışma süresinde değil "çalışma stratejisinde" demektir. Deneme analizi yapmak ve eksikleri nokta atışı tespit etmek bu işin kalbidir. Bu süreci doğru yönetmek ve denemeleri çöpe atılmaktan kurtarmak için benimle [İletişim/Hakkımda] sayfam üzerinden bağlantıya geçebilirsiniz.
Unutmayın; yanlışlarını sevmeyen ve onlarla yüzleşmeyen hiçbir öğrenci o masadan zaferle kalkamaz!